MERAK ET · OKU · PAYLAŞ
SMM Panel’e geçSiber güvenliğe geç

HAKKIMDA

İbrahim Ertoş.

İbrahim Ertoş’un siyah beyaz portresi

Her görev,
yeni bir bakış açısı.

Teknoloji perakendeciliği alanında çalışıyorum. Kasiyer olarak başlayan kariyerim, satış danışmanlığı ve ardından yönetim sorumluluklarıyla şekillendi.

Müşteriyi dinlemenin, doğru ihtiyacı belirlemenin ve ekip içinde açık iletişim kurmanın iyi bir mağazacılığın temelini oluşturduğuna inanıyorum. Burada da öğrendiklerimi, merak ettiklerimi ve üzerine düşündüğüm konuları paylaşmak istiyorum.

İLK ADIM

Kasiyer → Satış danışmanı

Mağazanın işleyişinden müşteri ihtiyaçlarına uzanan deneyim.

YÖNETİM DENEYİMİ

Mağaza sorumluluğu ve departman yöneticisi vekâleti

Sekiz aylık mağaza sorumluluğu dahil, yaklaşık 2,5 yıllık yönetim yolculuğunda ekip koordinasyonu, satış hedefleri ve müşteri deneyimi odağı.

AĞUSTOS 2026

Assessment başarısı

Assessment değerlendirmesini başarıyla tamamladım.

Bana ulaş

BİRLİKTE ÇALIŞIRKEN

Önce dinlerim.
Sonra tasarıma geçerim.

Perakendede edindiğim müşteri odaklı bakışı dijital çalışmalarıma da taşıyorum. Bir projenin başında neye ihtiyacın olduğunu, kime ulaşmak istediğini ve hangi sonucu önemsediğini anlamak isterim.

Çalışmanın kapsamını ve teslimlerini baştan netleştirir, tasarım kararlarını bu hedefle birlikte değerlendiririm. Açık iletişim, anlaşılır bir süreç ve kullanımı kolay bir sonuç benim için aynı işin parçaları.

Projen hakkında konuşalım ↗

FOTOĞRAFLARIN ARASINDA

Bir kare.
Bir düşünce.

İş hayatının ötesinde; fotoğrafların çağrıştırdığı duygulara, değerlere ve hayata bakışa eşlik eden kişisel denemeler.

Gün batımında şehir ışıklarının önünde beyaz gömlekli İbrahim Ertoş
01 / Fotoğraf seçkisi · Tam boy görmek için fotoğrafa dokun

PERSPEKTİF · SAKİNLİK

Uzağa bakarken kendine yaklaşmak

Gün batımının iki zamanı aynı karede buluşturan bir hâli var. Gökyüzünde günün son ışığı kalırken aşağıda başka hayatların ışıkları yanmaya başlıyor. Bu görüntüye baktığımda aklıma gelen ilk şey başarı ya da uzaklık değil; biraz durup olan bitene başka bir yerden bakabilmek. Yakınındayken bütün görüşünü kaplayan bir mesele, birkaç adım geri çekildiğinde hayatın içindeki gerçek yerini bulabiliyor. Sorun küçülmese bile onu taşıma biçimin değişebiliyor.

Her gün yetişilecek işler, cevaplanacak sorular ve verilecek kararlar var. İnsan bazen bunların arasında kendi sesini duymayı unutuyor. Oysa durmak, hayatın dışında kalmak anlamına gelmiyor. Nereye gittiğini, neyi gerçekten istediğini ve hangi yükü neden taşıdığını anlamak için de zamana ihtiyaç var. Bu fotoğrafın benim için açtığı düşünce alanı tam olarak burası: Her hareket ilerlemek olmadığı gibi, her duraklama da geride kalmak değil.

Ufka bakarken bütün cevapları bulmak gerekmiyor. Bazen yalnızca iyi bir soru yeterli: Bugün yaptıklarım, olmak istediğim insana ne kadar yakın? Bu sorunun cevabı bir unvandan, bir rakamdan ya da başkasının takdirinden daha kişisel. Şehrin ışıkları tek tek seçilmese de birlikte bir manzara oluşturuyor. Hayatın küçük adımları da biraz böyle; anlamları bazen ancak bütüne bakınca görünür oluyor.

Kollarında kanatlarını açmış bir kuş bulunan İbrahim Ertoş; fotoğrafta niyet üzerine bir söz yer alıyor
02 / Fotoğraf seçkisi · Tam boy görmek için fotoğrafa dokun

GÜVEN · SORUMLULUK

Gücün yönünü niyet belirler

Bu karede dikkatimi çeken şey, gücün yanında duran hassasiyet. Kanatlar hareketi, eller ise o hareketle kurulan ilişkiyi düşündürüyor. Bir şeye yaklaşma biçimimiz, ona dair söylediklerimizden daha fazla anlam taşıyabiliyor. Aynı el destek de olabilir, baskı da. Aynı söz birinin önünü açabilir ya da kendisini küçük hissetmesine neden olabilir. Bu yüzden gücü yalnızca neleri yapabildiğimizle değil, yapabileceklerimiz arasından neyi seçtiğimizle birlikte düşünmek istiyorum.

İyi niyet önemli bir başlangıç; fakat tek başına yeterli bir açıklama değil. Niyetimizin karşı tarafta nasıl bir etki oluşturduğunu da görebilmemiz gerekiyor. Birine yardım ettiğimizi düşünürken onun yerine karar vermeye başlayabiliriz. Koruduğumuzu söylerken hareket alanını daraltabiliriz. Böyle anlarda durup sormak, dinlemek ve gerekirse davranışını değiştirmek zayıflık değil; sorumluluk almak için gösterilen bir dikkat.

Güven, birinin kendisini sürekli savunmak zorunda kalmadığı yerde büyüyor. Her şeyi kontrol etmek yerine alan tanımak, sözü ağırlaştırmak yerine açıklaştırmak ve gerektiğinde geri çekilebilmek bu düşüncenin parçaları. Fotoğrafın üzerindeki söz bana en çok bunu hatırlatıyor: Bir imkânın değeri, nasıl kullanıldığıyla birlikte ortaya çıkar. Geride bıraktığımız etki, elimizde tuttuğumuz güçten daha uzun süre hatırlanabilir.

Gün ışığında park hâlindeki siyah motosiklet üzerinde oturan İbrahim Ertoş
03 / Fotoğraf seçkisi · Tam boy görmek için fotoğrafa dokun

YOL · DENGE

Özgürlük, kendi yönünü seçebilmek

Bir yol fotoğrafı yalnızca hareketi anlatmak zorunda değil. Bazen yola çıkmadan önceki o kısa duruş, yolculuğun kendisi kadar şey söylüyor. Nereye gideceğini düşünmek, bulunduğun yeri fark etmek ve acele etmeden hazırlanmak… Bu kareye eşlik etmesini istediğim özgürlük fikri, her şeyden uzaklaşmak değil; seçimlerinin sorumluluğunu taşıyarak kendi yönünü belirleyebilmek. Başkasının temposunu hayatının ölçüsü yapmak zorunda olmamak.

Çoğu zaman ilerlemeyi hızla karıştırıyoruz. Daha erken varmayı, daha çok şey yapmayı ve arada hiç durmamayı başarı sayabiliyoruz. Oysa bir yolun değeri yalnızca ne kadar sürede tamamlandığında saklı değil. Yolda neyi fark ettiğin, hangi kararı bilinçli verdiğin ve ne zaman durmayı seçtiğin de yolculuğa dahil. Motosiklet burada bir hız gösterisinden çok, dengeyi hatırlatan bir görüntü olarak duruyor: Hareket kadar dikkat, istek kadar ölçü de gerekli.

Kendi yolunu seçmek, bütün yolları tek başına yürümek anlamına gelmiyor. Tavsiye almak, hazırlık yapmak ve gerektiğinde planı değiştirmek özgürlüğü azaltmıyor. Aksine, seçimini daha bilinçli hâle getiriyor. Bu fotoğrafın anlatmasını istediğim duygu bu: Bir yere yetişmekten önce, neden oraya gitmek istediğini bilmek. Yolun sonunda yalnızca başka bir noktaya değil, kararlarının biraz daha farkında olan bir hâline varabilmek.

İbrahim Ertoş’un elinden yükselen ateşten anka kuşunun yer aldığı fantastik kompozisyon
04 / Fantastik kompozisyon · Tam boy görmek için fotoğrafa dokun

DÖNÜŞÜM · UMUT

Yeniden başlamak için kendine yer açmak

Bu fantastik kompozisyondaki ateşten kuşu, bir olayın kaydı olarak değil, yeniden başlamanın görsel bir düşüncesi olarak görüyorum. Karanlığın içinden yükselen ışık, geçmişi bir anda silmiyor; fakat ona bakılabilecek başka bir yer açıyor. Yenilenmek bazen her şeyi geride bırakmakla anlatılıyor. Bana daha anlamlı gelen ise yaşananlardan geriye neyi almak, neyi değiştirmek ve neyi artık taşımamak istediğini seçebilmek.

Her başlangıç büyük bir karar ya da herkesin görebileceği bir değişim olmak zorunda değil. Ertelenen bir işe dönmek, eksik kaldığın bir konuda yeniden öğrenmeye başlamak veya artık sana uymayan bir alışkanlığı sorgulamak da başlangıç sayılabilir. Bunların dışarıdan etkileyici görünmesi gerekmiyor. Bir adımın gerçek değeri, onu atan insanın hayatında açtığı alanla ilgili. Bazen en önemli değişim, kimse fark etmeden günlük hayatın içinde gerçekleşiyor.

Anka kuşunun bu karede temsil etmesini istediğim şey kusursuz bir zafer değil, devam etme ihtimali. Her şeyi çözmüş olmadan da yeniden deneyebiliriz. Önceki yolun aynısını izlemek zorunda kalmadan, öğrendiklerimizi yanımıza alarak başka bir yöntem seçebiliriz. Umut burada yalnızca güzel bir sonuç beklemek değil; o sonuca doğru atılabilecek küçük ve gerçek bir adım bulabilmek. Işığın anlamı da belki tam olarak bu adımda başlıyor.

Siyah beyaz kompozisyonda siyah bir atın önünde oturan İbrahim Ertoş
05 / Fotoğraf seçkisi · Tam boy görmek için fotoğrafa dokun

SADELİK · İÇ DENGE

Sakinliğin içinde bir duruş

Siyah beyaz bir karede renkler geri çekildiğinde duruş, mesafe ve ışık daha çok konuşuyor. Bu görüntüde de gösterişten önce bir sakinlik hissi var. Atın güçlü varlığıyla insanın sessiz duruşu birbirini bastırmadan aynı alanı paylaşıyor. Bu birliktelik bana gücün her zaman hareket ederek ya da kendisini ilan ederek görünmek zorunda olmadığını düşündürüyor. Bazen bir yerde acele etmeden durabilmek de başlı başına bir ifade.

Sessizliği her zaman söylenecek bir şeyin yokluğu olarak okumamak gerekiyor. Bazen düşünceyi toparlamak, hemen tepki vermemek ya da doğru kelimeyi aramak için açılan bir boşluk oluyor. Elbette susmak her durumda çözüm değil; konuşmak, sınır koymak ve kendini açıkça anlatmak gereken anlar da var. Benim bu karede üzerinde durmak istediğim şey, konuşmakla susmak arasında bilinçli bir seçim yapabilmek. Sırf duyulmak için sözü çoğaltmadan, gerektiğinde anlaşılır biçimde var olabilmek.

İç dengeyi hiç sarsılmamak olarak düşünmüyorum. İnsan bazen kararsız kalabilir, yorulabilir ve yeniden toparlanmaya ihtiyaç duyabilir. Duruş dediğimiz şey, bunları inkâr etmekten çok, bütün bunların içinde hangi değerlere bağlı kalacağını hatırlamakla ilgili. Bu fotoğrafın bıraktığı anlam benim için sade: Kendini anlatmak için her zaman daha yüksek bir sese ihtiyaç yok. Bazen seçtiğin davranış, kurduğun tek bir cümleden çok daha uzun bir hikâye taşıyor.

Bana yaz