Cevap vermeden önce
Bir iş arkadaşın bir sorunu anlatırken aklına hemen çözüm gelebilir. Ancak konuşmanın ilk birkaç cümlesinde hazırlanan cevap, meselenin yalnızca görünen kısmına hitap edebilir. “Ne olduğunu biraz daha anlatır mısın?” sorusu hem ayrıntıları hem de karşındaki kişinin ne beklediğini anlamak için alan açar. Buradaki öneri, her konuşmayı uzun bir toplantıya çevirmek değil; yanlış varsayımla hareket etmeden önce kısa bir kontrol yapmaktır.
Duyduğunu geri söyle
“Seni doğru anladıysam teslim tarihi değişti ama görev dağılımı aynı kaldı” gibi bir cümle, iki kişinin aynı konudan söz edip etmediğini görünür hale getirir. Karşı taraf bu özeti düzeltebilir veya eksik bir ayrıntı ekleyebilir. Özellikle yoğun bir çalışma gününde bu küçük adım, tartışmayı kişisel yorumlardan somut duruma taşımaya yardımcı olabilir. Özeti bir hüküm gibi değil, kontrol sorusu gibi kurmak önemlidir.
Beklentiyi görünür yap
Dinledikten sonra “Şu an birlikte çözüm mü arıyoruz, yoksa önce durumu netleştirmemizi mi istiyorsun?” diye sorabilirsin. Ardından bir sonraki adımı açıkça belirle: Hangi iş yapılacak, kim üstlenecek ve ne zaman yeniden konuşulacak? “Bakarız” yerine somut bir zaman belirlemek, belirsizliğin uzamasını önleyebilir. Bunun için karmaşık bir sistem gerekmez; kısa bir yazılı not bile ortak hatırlatıcı görevi görür.
Bugün denenebilecek bir adım
Bir sonraki görüşmede kendi önerini sunmadan önce karşındaki kişinin ihtiyacını bir cümleyle özetlemeyi dene. Sonra “Doğru mu anladım?” diye sor. Bu yaklaşım her anlaşmazlığı çözmez; fakat anlaşmazlığın bilgi eksikliğinden mi, farklı beklentilerden mi kaynaklandığını görmeni kolaylaştırabilir. İyi iletişim her zaman etkileyici cümleler kurmak değildir. Bazen konuşmanın doğru yerinde, basit bir soruyla durabilmektir.
Yorumlar
Henüz yayınlanmış yorum yok. İlk düşünceyi sen paylaş.
Düşünceni paylaş