Hızın içinde bir durak
Telefonun ekranında peş peşe beliren başlıklar, günün sonunda pek çok şey öğrendiğimiz hissini verebilir. Oysa bir bilgiye rastlamakla onu anlamak aynı şey değildir. Anlamak; durmayı, karşılaştırmayı ve bazen hemen bir sonuca varmaktan vazgeçmeyi gerektirir. Bir açıklamayı kendi kelimelerinle anlatamadığında, o konunun hangi parçasının eksik kaldığını görme şansın olur. Bu bir başarısızlık değildir. Öğrenmenin başlayabileceği yerdir.
Üç küçük soru
Yeni bir iddiayla karşılaştığında üç soruyu dene: Tam olarak ne söyleniyor? Bunu nereden biliyoruz? Hangi durumda geçerli olmayabilir? İlk soru belirsiz kelimeleri ortaya çıkarır. İkinci soru kanıtı aramaya yöneltir. Üçüncüsü ise tek bir örneği herkes için geçerli bir kurala dönüştürmeyi zorlaştırır. Örneğin “bu yöntem herkeste işe yarıyor” cümlesini gördüğünde yöntemden önce “herkes” kelimesini incelemek iyi bir başlangıçtır.
Bir notu işe yarar hale getirmek
Bir yazıyı okuduktan sonra yalnızca başlığını kaydetmek yerine üç cümle yazabilirsin. İlk cümlede ana fikri, ikincide seni düşündüren noktayı, üçüncüde ise günlük hayatta deneyebileceğin küçük bir adımı belirt. Bu not başkasına göstermek için hazırlanmış kusursuz bir özet olmak zorunda değil. Amaç, okuduklarınla kendi soruların arasında bağ kurmak. Denediğin adım işe yaramazsa notuna bunu da ekle. Bir düşüncenin sınırını görmek, onu ezberlemekten daha öğretici olabilir.
Merak bir yarış değil
Her konu hakkında hemen konuşmak zorunda değiliz. “Bunu henüz bilmiyorum” demek, konuşmayı kapatmak yerine daha iyi bir araştırmaya yer açabilir. Bugün tek bir konuyu seçip ona biraz daha dikkat vermek bile yeterli. Bir kavramı açıklığa kavuşturmak, güvenilir bir kaynağa ulaşmak ya da iyi bir soru hazırlamak: Bunların her biri ilerlemedir. Bilgi, ancak düşünmeye ve yaşamaya dokunduğunda bizim için anlam kazanır.
Yorumlar
Henüz yayınlanmış yorum yok. İlk düşünceyi sen paylaş.
Düşünceni paylaş